Kolon kanseri (veya diğer adıyla bağırsak kanseri), sindirim sisteminin önemli bir parçası olan kalın bağırsakta (kolon ve rektum) başlayan bir kanser türüdür. Bu hastalık, kalın bağırsağın iç yüzeyini döşeyen hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalması ve büyümesi sonucu ortaya çıkar. Genellikle, başlangıçta polip adı verilen küçük, iyi huylu hücre büyümeleri şeklinde başlar. Ancak zamanla, bu poliplerden bazıları kötü huylu hale gelerek kansere dönüşebilir. Kanser tedavi edilmezse, kalın bağırsağın duvarını aşabilir ve vücudun diğer bölgelerine (karaciğer, akciğer vb.) yayılabilir. Kolon ve rektum kanserleri benzerlik gösterdiği için bazen kolorektal kanser olarak da adlandırılır.
Kolorektal kanser (KRK), akciğer kanserinden sonra genellikle dünya genelinde en sık teşhis edilen üçüncü kanser türüdür ve kanser ilişkili ölümler arasında da dünyada en sık görülen ikinci ölüm nedenidir.
Coğrafi olarak, en yüksek insidans ve mortalite oranları gelişmiş ülkelerde (Batı Avrupa, Kuzey Amerika, Avustralya) gözlemlenirken, Afrika ve Asya'daki gelişmekte olan ülkelerde oranlar daha düşüktür. Ancak bu bölgelerde de Batı tarzı yaşam tarzının benimsenmesiyle birlikte insidans oranlarında artış eğilimi başlamıştır.
Kolon Kanseri Belirtileri
Bu, kolon kanserinin en yaygın ve ilk fark edilen belirtilerinden biridir.
İshal veya kabızlık gibi bağırsak hareketlerinin sıklığında, kıvamında ve şeklinde kalıcı değişiklikler. Bağırsakların tam olarak boşalmadığı hissi (tenezm).
Normalden daha ince, kurşun kalem inceliğinde dışkı (bağırsak lümeninin daraldığını gösterebilir).
Kanamanın rengi, kanserin kalın bağırsakta nerede olduğuna bağlı olarak değişebilir:
Parlak Kırmızı Kan: Genellikle rektum veya anüse daha yakın yerleşimli kanserlerden kaynaklanır (rektal kanama).
Koyu Kırmızı veya Siyah Dışkı (Melena): Kanın sindirim sisteminde daha yukarıdan geldiğini gösterir. Kan, dışkı ile karışık olabilir veya dışkının kendisini koyu hale getirebilir.
Dışkıda Gizli Kan: Gözle görülemeyen, ancak laboratuvar testleriyle (GGK testi) tespit edilebilen kan.
Sürekli Karın Ağrısı veya Kramplar: Sebebi açıklanamayan, geçmeyen karın ağrısı veya gaz sancısı.
Şişkinlik: Gaz çıkışına rağmen geçmeyen, sürekli dolgunluk ve şişkinlik hissi.
Kolon Tıkanıklığı (İlerleyen Evre): Tümörün bağırsak yolunu tamamen tıkaması sonucu şiddetli karın ağrısı, kusma ve bağırsak tıkanıklığı semptomları (acil durum).
Yaş: Kolon kanseri için en önemli risk faktörüdür. Vakaların büyük çoğunluğu 50 yaş ve üzeri kişilerde teşhis edilir. 50 yaşından sonra risk her on yılda bir artar.
Kişisel ve Ailede Kanser Öyküsü: Daha önce adenomatöz polip (kanser öncüsü lezyon) veya kolorektal kanser geçirmiş olmak, hastalığın tekrarlama riskini önemli ölçüde artırır.
Birinci derece akrabada (ebeveyn, kardeş, çocuk) kolorektal kanser öyküsünün bulunması riski iki ila üç kat artırır.
Diyet ve Beslenme: Yüksek Kırmızı ve İşlenmiş Et Tüketimi: Sığır, kuzu ve domuz gibi kırmızı etlerin yanı sıra sosis, salam, sucuk gibi işlenmiş etlerin düzenli ve yüksek miktarda tüketilmesi riski artırır.
Düşük Lifli Beslenme: Meyve, sebze ve tam tahıllar gibi lif (posa) bakımından fakir bir diyet uygulamak.
İnflamatuar Bağırsak Hastalıkları (İBH): Ülseratif Kolit ve Crohn Hastalığı gibi kronik bağırsak iltihaplanmaları, özellikle hastalığın uzun süredir devam etmesi (8-10 yıl veya daha fazla) durumunda kanser riskini artırır.
Fiziksel Aktivite ve Vücut Ağırlığı:
Fiziksel Hareketsizlik (Sedanter Yaşam): Düzenli egzersiz yapmamak.
Obezite (Aşırı Kilo): Aşırı kilolu veya obez olmak, hem kanser riskini artırır hem de prognozu (hastalığın seyrini) kötüleştirir.
Tütün ve Alkol Kullanımı: Sigara İçmek: Sigara içenler, içmeyenlere göre kolon kanseri geliştirme riski altındadır. Aşırı Alkol Tüketimi: Düzenli ve yüksek miktarda alkol tüketimi riski artırır.
Türkiye'de Kolorektal Kanser İnsidansı (Sıklığı)
Genel Sıralama:
Kolorektal kanser, Türkiye'de hem kadınlarda hem de erkeklerde en sık görülen kanser türleri sıralamasında genellikle üçüncü sırada yer almaktadır. Bu, akciğer ve prostat (erkekler için) veya meme (kadınlar için) kanserlerinden sonra halk sağlığı açısından en çok önem taşıyan kanser türü olduğunu gösterir.
Yaşa Standardize Edilmiş Sıklık Oranı (ASR):
Epidemiyolojide, farklı yaş yapılarına sahip toplumları karşılaştırmak için kullanılan en güvenilir ölçüt Yaşa Standardize Edilmiş Oranlar (ASR)'dır.
Erkekler: Türkiye'de erkeklerde KRK ASR oranı 100.000 kişide yaklaşık 25.1 olarak rapor edilmiştir (2017 verileri).
Kadınlar: Kadınlarda ise bu oran 100.000 kişide yaklaşık 14.7 seviyesindedir.
Bu veriler, erkeklerin KRKya yakalanma riskinin kadınlara göre daha yüksek olduğunu net bir şekilde göstermektedir.
Yaş Dağılımı:
Türkiye'de KRK sıklığı yaşla birlikte artmakta ve vakaların büyük çoğunluğu ileri yaşlarda görülmektedir:
Erkeklerde en yüksek görülme sıklığı 50-69 yaş grubunda (%10.1) kaydedilmiştir. Kadınlarda ise en yüksek görülme sıklığı 70 yaş ve üzeri yaş grubundadır (%11.9).
Türkiye'de Kolorektal Kanser Mortalitesi (Ölüm Oranı)
Genel Sıralama:
Kolorektal kanser, Türkiye'de kanser nedenli ölümler arasında genellikle üçüncü sırada yer
almaktadır. Erken teşhis ve tedavi seçeneklerinin gelişimine rağmen yüksek mortalite oranını koruması, hastalığın ileri evrede teşhis edilmesi ve risk faktörlerinin yaygınlığı ile ilişkilidir.
Mortalite Trendleri:
Türkiye'de genel olarak kanser mortalite oranlarında düşüş eğilimleri görülmekle birlikte, bölgesel
farklılıklar mevcuttur. Bazı bölgelerde (özellikle 55 yaş üstü gruplarda) kolon kanseri ölüm oranlarının azaldığı gözlemlenirken genç yaş gruplarında ve bazı bölgelerde ise mortalite artışları dikkati
çekmektedir.
Mortalite oranlarındaki bu azalmalar, genellikle tarama programlarının (özellikle 50 yaş üzeri
popülasyonda) yaygınlaşması, poliplerin erken dönemde çıkarılması ve gelişen tedavi yöntemleri sayesinde sağlanmaktadır.
Prognoz:
Epidemiyolojik veriler, erken tanı ile sağ kalım arasında güçlü bir bağ olduğunu gösterir. Türkiye'de olduğu gibi küresel çapta da kolorektal kanser vakalarının bir kısmı ileri evrede teşhis edildiği için mortalite oranları yüksek kalmaktadır. Erken evrelerde (Evre I) teşhis edilen hastaların 5 yıllık sağ kalım oranı %90'ların üzerinde iken, ileri (metastatik) evrede (Evre IV) bu oran önemli ölçüde
düşmektedir.
Yukarıda yer alan bilgileri inceledikten sonra, aşağıdaki hazırladığımız kısa ve yönlendirici senaryolarla farkındalığınızı test edebilirsiniz.